Sanırım en büyük yanılgımız ve en kaşındırıcı çaresizliğimiz
hayatın çift kişilik olduğuna inandırılışımızdı ve sanıldığının aksine bu
inandırılma süreci ergenliğin çok öncesinde, Nemciye Teyze ve benzerlerinin
uyusun da büyüsün bebekleri oyun alanımızı etkilediği anda başlamıştı.
Toplumsal bir düzen vardı, evlenilecek, sevişilecek ve uyuyup da büyüyecek
bebekler dünyaya getirilecekti, kimse uyanmamalıydı. Şimdi burada bu beylik
cümlelerle birilerini uyandırmak, Nemciye Teyze’den intikam almak, yeni bir
hareket yaratmak gibi bir niyetim yok, niyetim olsa becerim yok. Bu girizgah
Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ında C. ile B.’nin buluşamamaları, The Cardigans’ın
Carnival adlı şarkısının 02.43’ünde başlayan melodi ve aşağıdaki fotoğrafın
zihnimde çakışıp bir büyük sodayı devirmeme neden olmalarını bir nebze
açıklayabilmek, genelleyebilmek amacıyla yazıldı. Kafam çok güzel!
Nemciye Teyze’yle aynı kuyudan su içmeyen, her türlü
toplumsal gerekliliği reddeden C.’nin bile yukarıda söz ettiğim inandırılmışlıkla
B.’yi araması, B.’yi bulursa, çift olursa hayatının anlamlı hale geleceğine
inanması ironiktir. Evet B. herhangi bir kadın değildir, C.’nin kafasındaki
gerçek sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir, romanda herkesin bir adı/sıfatı
olduğu halde onlar birer harftir, bir isim sahibi olacak kadar bile ortak
noktaları yoktur diğerleriyle falan filan ama… B. ne kadar özel olursa olsun, C.’nin
birçok alternatife rağmen hayatını anlamlandırma sürecine önkoşul olarak çift
olmayı koyması durumu ironik bulmamı açıklar zannımca. Ama sevgi her şeyden
önce gelir diyenler! Nemciye Teyze kısır yapmış, koşun!
Gelelim şarkının tüm bunlarla ilgisine. Şarkı şu sözlerle
başlar;
i will never know
cause you will never show
come on and love me now
cause you will never show
come on and love me now
(hiçbir zaman bilemeyeceğim
çünkü hiçbir zaman belli etmeyeceksin
gel ve sev beni şimdi)
çünkü hiçbir zaman belli etmeyeceksin
gel ve sev beni şimdi)
Şarkıyı bir kadın söylüyor, Nina Persson ya da C.’nin bir
türlü kavuşamadığı B. B. de C.’nin yolunu gözlüyor yani ve sesleniyor “gel ve
sev beni şimdi” Şarkının kadife kıvamındaki akışı, inişleri çıkışları da C. ile
B.’nin hikayesine fon olabilecek nitelikte. Bir balad olsaydı bu hikayeye
uymazdı. Lakin uysa da uymasa da zihnimde bu şarkı ile bu hikayenin
çakışmasının ne sözlerle ne de Nina Persson’la bir alakası var. Öyle olsaydı şu
an fosur fosur uyuyabilirdim. Tüm bu ilişkileri, iliştirmeleri, şu an kısırdan
dönüp kaşığı kıran ve yazının devamına yetişmek için koşturan insanlara zaman
kazandırmak için yazdım. Bana da getirdiniz mi lan?
C. B.’yi arar, D.’yi değil. Yusuf Atılgan’ı biraz tanıyanlar
bu harflerin tesadüfen seçilmediği konusunda benimle hemfikir olurlar sanırım. B.
C.’nin öncesidir, geçmişidir. Gerçek sevgi gelecekte, geleceğinde olamaz. C’nin
içindeki/hayatındaki boşluğun kaynağı geçmişindedir. Geçmişinden taşıyıp
uyutmadan büyüttüğü bu boşluğu D. ve sonrakiler dolduramaz, ama B. öyle mi? Ama
sorun şu iki B. yoktur, sadece olabilme ihtimali vardır. İşte bu ihtimal bile
C’nin, benim ve birçoğumuzun içindeki
sıkınyıtı eritebilir. Vah halimize! Bu arada B.’yi C’nin annesiyle
özdeşleştirmeye yeltenenler için Ah Muhsin Ünlü’den gelsin: freud diye bir şey
yoktur
Cardigans 1992 yılında kurulan bir grup, Carnival şarkısının
çıkış tarihini bulamadım, doğrusu bulmaya hiç de uğraşmadım. Fakat şarkının
havası çok daha eski, tarih veremeyecek kadar gencim, lanet olsun, ama
kesinlikle 90’lar değil. Sözlerindeki sadeliğin altında da uzun tatlı bir
hikaye yatıyor gibi, “carnival came by my town today, bright lights from
giantwheels
fall on the alleyways and i'm here by my door waiting for you” (karnaval şehrime geldi bugün, dev tekerleğin parlak ışıkları dar sokaklara dökülüyor, bense kapımın önünde seni bekliyorum) Bu arada şarkının klibi de, sözlerine birkaç detay dışında pek atıfta bulunmasa da, şarkının çıkış tarihinden çok daha önceki bir tarihte/ortamda geçiyor.
fall on the alleyways and i'm here by my door waiting for you” (karnaval şehrime geldi bugün, dev tekerleğin parlak ışıkları dar sokaklara dökülüyor, bense kapımın önünde seni bekliyorum) Bu arada şarkının klibi de, sözlerine birkaç detay dışında pek atıfta bulunmasa da, şarkının çıkış tarihinden çok daha önceki bir tarihte/ortamda geçiyor.
Fotoğrafa gelince; İngiltere’nin göt kadar bir kasabasından
3 km uzaktaki bir butik otelin bahçesinde çekildi. Fotoğraftaki muzu ben yedim.
Oteldeki tek müşteri olmamın ve klasik İngiliz kahvaltısıyla enseye tokat göte
şaplak bir ilişki kurma çabalarımın boşa çıkmasının sonucunda sağolsun otelin
sahibi kahvaltıda bana muz vermeye başladı. Maymun muyum lan ben? Neyse, biri
sabah sigarası öncesinde biri sonrasında olmak üzere iki muzla kahvaltı eden
ben… Bu arada çok sevdiğim bir lafı hatırladım; “İnsanları hayvanlardan ayıran
yegane özellik sigara içmeleridir.” Yani evrim sürecinin tam ortasında sıkışıp
kalmış ben, tek başıma salıncakta sallanırken
içimdeki/yanımdaki boşluk evrim sürecini bir anda tamamladı desem yeri, maymun hala
maymun. İşte ben bu fotoğrafla çift kişilik salıncak karşısındaki çaresizliğimi
belgeledim. İngiltere’ye gitmişsin, içindeki Japon turisti uyandırıp o katedral
senin bu heykel benim fotoğraflayacağına bunu mu çektin diyen kısır aymazlarını
muz yemeye davet ediyorum.
Üç bilinmeyenli bu kesişimin hikayesi yukarıdakilerle ne
kadar ilişkili şu an hiç bilmiyorum, hastalıklı zihnin sayıklamaları… Fakat
size kesişimin hikayesini anlatabilirim. İşten eve dönüyorum, her zamanki gibi
müzik dinleyerek, çalan şarkı malumunuz Cardigans’dan Carnival. Tam Sarıçay
üzerindeki köprüden geçerken, gözüm köprünün ayaklarının yanındaki panayır
alanına kayıyor ve gayri ihtiyarı duraksamama neden olan bir sahneyle karşılaşıyorum:
koca gondolda tek başına sallanan bir kadın, yüz hatlarını seçemeyeceğim,
yanına gidene kadar çoktan gondoldan inip kalabalığa karışacak kadar
uzakta. Ve tam o sırada şarkının sonuna doğru ksilefonun kısacık bir melodiyle
ortaya çıktığı bölüm çalıyor. (02.43) Şarkının bitmiş olduğunu hissettirip
insanı duraklatan bir melodi bu ama şarkı bitmiyor. İşte o anda durup İngiltere'deki salıncakta bir kere daha sallanıyorum ve
nakaratın bir kere daha söylendiği geçişle gülümseyip yürümeye devam
ediyorum, kendimi bok gibi hissediyorum. Ve gözlerimin önüne kitabın sonunda B.’yi
bulmasının heyecanıyla tatlıcının kapısından fırlayan ama ona yetişemeyen
C.’nin yüzü geliyor.
Artık C.’nin kim olduğunu biliyorum. Sandığımın aksine birbirimize hiç benzemiyoruz, aramızdaki büyük bir fark var. O şarkının bitmiş gibi yapıp bitmediği 2 dakika 43. saniyesinde kendini bırakıyor, bense sadece duraksıyorum ve nakaratla birlikte yürümeye devam ediyorum, evde kısır var.
Nemciye Teyze için bakınız blogun ilk yazısı, "intro"
Artık C.’nin kim olduğunu biliyorum. Sandığımın aksine birbirimize hiç benzemiyoruz, aramızdaki büyük bir fark var. O şarkının bitmiş gibi yapıp bitmediği 2 dakika 43. saniyesinde kendini bırakıyor, bense sadece duraksıyorum ve nakaratla birlikte yürümeye devam ediyorum, evde kısır var.
Nemciye Teyze için bakınız blogun ilk yazısı, "intro"
The Cardigans - Carnival
