23 Ağustos 2012 Perşembe

kısır


Sanırım en büyük yanılgımız ve en kaşındırıcı çaresizliğimiz hayatın çift kişilik olduğuna inandırılışımızdı ve sanıldığının aksine bu inandırılma süreci ergenliğin çok öncesinde, Nemciye Teyze ve benzerlerinin uyusun da büyüsün bebekleri oyun alanımızı etkilediği anda başlamıştı. Toplumsal bir düzen vardı, evlenilecek, sevişilecek ve uyuyup da büyüyecek bebekler dünyaya getirilecekti, kimse uyanmamalıydı. Şimdi burada bu beylik cümlelerle birilerini uyandırmak, Nemciye Teyze’den intikam almak, yeni bir hareket yaratmak gibi bir niyetim yok, niyetim olsa becerim yok. Bu girizgah Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ında C. ile B.’nin buluşamamaları, The Cardigans’ın Carnival adlı şarkısının 02.43’ünde başlayan melodi ve aşağıdaki fotoğrafın zihnimde çakışıp bir büyük sodayı devirmeme neden olmalarını bir nebze açıklayabilmek, genelleyebilmek amacıyla yazıldı. Kafam çok güzel!

Nemciye Teyze’yle aynı kuyudan su içmeyen, her türlü toplumsal gerekliliği reddeden C.’nin bile yukarıda söz ettiğim inandırılmışlıkla B.’yi araması, B.’yi bulursa, çift olursa hayatının anlamlı hale geleceğine inanması ironiktir. Evet B. herhangi bir kadın değildir, C.’nin kafasındaki gerçek sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir, romanda herkesin bir adı/sıfatı olduğu halde onlar birer harftir, bir isim sahibi olacak kadar bile ortak noktaları yoktur diğerleriyle falan filan ama… B. ne kadar özel olursa olsun, C.’nin birçok alternatife rağmen hayatını anlamlandırma sürecine önkoşul olarak çift olmayı koyması durumu ironik bulmamı açıklar zannımca. Ama sevgi her şeyden önce gelir diyenler! Nemciye Teyze kısır yapmış, koşun!

Gelelim şarkının tüm bunlarla ilgisine. Şarkı şu sözlerle başlar;
i will never know
cause you will never show
come on and love me now
(hiçbir zaman bilemeyeceğim
çünkü hiçbir zaman belli etmeyeceksin
gel ve sev beni şimdi)
Şarkıyı bir kadın söylüyor, Nina Persson ya da C.’nin bir türlü kavuşamadığı B. B. de C.’nin yolunu gözlüyor yani ve sesleniyor “gel ve sev beni şimdi” Şarkının kadife kıvamındaki akışı, inişleri çıkışları da C. ile B.’nin hikayesine fon olabilecek nitelikte. Bir balad olsaydı bu hikayeye uymazdı. Lakin uysa da uymasa da zihnimde bu şarkı ile bu hikayenin çakışmasının ne sözlerle ne de Nina Persson’la bir alakası var. Öyle olsaydı şu an fosur fosur uyuyabilirdim. Tüm bu ilişkileri, iliştirmeleri, şu an kısırdan dönüp kaşığı kıran ve yazının devamına yetişmek için koşturan insanlara zaman kazandırmak için yazdım. Bana da getirdiniz mi lan?

C. B.’yi arar, D.’yi değil. Yusuf Atılgan’ı biraz tanıyanlar bu harflerin tesadüfen seçilmediği konusunda benimle hemfikir olurlar sanırım. B. C.’nin öncesidir, geçmişidir. Gerçek sevgi gelecekte, geleceğinde olamaz. C’nin içindeki/hayatındaki boşluğun kaynağı geçmişindedir. Geçmişinden taşıyıp uyutmadan büyüttüğü bu boşluğu D. ve sonrakiler dolduramaz, ama B. öyle mi? Ama sorun şu iki B. yoktur, sadece olabilme ihtimali vardır. İşte bu ihtimal bile C’nin, benim ve birçoğumuzun içindeki sıkınyıtı eritebilir. Vah halimize! Bu arada B.’yi C’nin annesiyle özdeşleştirmeye yeltenenler için Ah Muhsin Ünlü’den gelsin: freud diye bir şey yoktur

Cardigans 1992 yılında kurulan bir grup, Carnival şarkısının çıkış tarihini bulamadım, doğrusu bulmaya hiç de uğraşmadım. Fakat şarkının havası çok daha eski, tarih veremeyecek kadar gencim, lanet olsun, ama kesinlikle 90’lar değil. Sözlerindeki sadeliğin altında da uzun tatlı bir hikaye yatıyor gibi, “carnival came by my town today, bright lights from giantwheels
fall on the alleyways and i'm here by my door waiting for you” (karnaval şehrime geldi bugün, dev tekerleğin parlak ışıkları dar sokaklara dökülüyor, bense kapımın önünde seni bekliyorum) Bu arada şarkının klibi de, sözlerine birkaç detay dışında pek atıfta bulunmasa da, şarkının çıkış tarihinden çok daha önceki bir tarihte/ortamda geçiyor.

Fotoğrafa gelince; İngiltere’nin göt kadar bir kasabasından 3 km uzaktaki bir butik otelin bahçesinde çekildi. Fotoğraftaki muzu ben yedim. Oteldeki tek müşteri olmamın ve klasik İngiliz kahvaltısıyla enseye tokat göte şaplak bir ilişki kurma çabalarımın boşa çıkmasının sonucunda sağolsun otelin sahibi kahvaltıda bana muz vermeye başladı. Maymun muyum lan ben? Neyse, biri sabah sigarası öncesinde biri sonrasında olmak üzere iki muzla kahvaltı eden ben… Bu arada çok sevdiğim bir lafı hatırladım; “İnsanları hayvanlardan ayıran yegane özellik sigara içmeleridir.” Yani evrim sürecinin tam ortasında sıkışıp kalmış ben, tek başıma salıncakta sallanırken içimdeki/yanımdaki boşluk evrim sürecini bir anda tamamladı desem yeri, maymun hala maymun. İşte ben bu fotoğrafla çift kişilik salıncak karşısındaki çaresizliğimi belgeledim. İngiltere’ye gitmişsin, içindeki Japon turisti uyandırıp o katedral senin bu heykel benim fotoğraflayacağına bunu mu çektin diyen kısır aymazlarını muz yemeye davet ediyorum.

Üç bilinmeyenli bu kesişimin hikayesi yukarıdakilerle ne kadar ilişkili şu an hiç bilmiyorum, hastalıklı zihnin sayıklamaları… Fakat size kesişimin hikayesini anlatabilirim. İşten eve dönüyorum, her zamanki gibi müzik dinleyerek, çalan şarkı malumunuz Cardigans’dan Carnival. Tam Sarıçay üzerindeki köprüden geçerken, gözüm köprünün ayaklarının yanındaki panayır alanına kayıyor ve gayri ihtiyarı duraksamama neden olan bir sahneyle karşılaşıyorum: koca gondolda tek başına sallanan bir kadın, yüz hatlarını seçemeyeceğim,  yanına gidene kadar çoktan gondoldan inip kalabalığa karışacak kadar uzakta. Ve tam o sırada şarkının sonuna doğru ksilefonun kısacık bir melodiyle ortaya çıktığı bölüm çalıyor. (02.43) Şarkının bitmiş olduğunu hissettirip insanı duraklatan bir melodi bu ama şarkı bitmiyor. İşte o anda durup İngiltere'deki salıncakta bir kere daha sallanıyorum ve  nakaratın bir kere daha söylendiği geçişle gülümseyip yürümeye devam ediyorum, kendimi bok gibi hissediyorum. Ve gözlerimin önüne kitabın sonunda B.’yi bulmasının heyecanıyla tatlıcının kapısından fırlayan ama ona yetişemeyen C.’nin yüzü geliyor. 

Artık C.’nin kim olduğunu biliyorum. Sandığımın aksine birbirimize hiç benzemiyoruz, aramızdaki büyük bir fark var. O şarkının bitmiş gibi yapıp bitmediği 2 dakika 43. saniyesinde kendini bırakıyor, bense sadece duraksıyorum ve nakaratla birlikte yürümeye devam ediyorum, evde kısır var.

Nemciye Teyze için bakınız blogun ilk yazısı, "intro"


The Cardigans - Carnival